DALGALARIMI GERİ VERİN
9/4/2009 · Kategori: Siir
Aşk denizinde kaybolmuş bir yolcuyum ben.
Ne yapsam da kurtulamıyorum hırçınlığından
Kıyıya vuruyor yalnızlığım,
Karaya çıkamadan derinlere gömülüyor hayallerim.
Martılar daireler çiziyorlar üzerimde
Akbabalara benzetiyorum onları...
Ne bir yemek, ne bir su,
Acılarla besleniyor vücudum.
Koca okyanus az geliyor kalbimdeki yangını söndürmeye.
Bulutlar karardıkça daha da şiddetleniyor içimdeki fırtına...
Dalga sesleri, parçalıyor geceleri.
Her geçen gün umutlarım giderek azalıyor bu ıssızlıkta,
Yalnızlığın ne kadar acı verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Güneş gözlerimi kamaştırırken,
Tuzlu su derimi eritiyor...
Yorulmuş bedenim salıyor kendini dalgalara;
Kapanıyor gözlerim yavaş yavaş.
Ve kendimi karada buluyorum bir gün
İnsanlar acımasız; sevgi ne demek...
Her taraf karanlık, her tarafı acı kaplamış
Mücadele etmek çok zor
Yalnızlık denen duygu kurcalıyor beynimi.
Ne bir kimsem, ne de bir sevdiğim.
Ağır ağır ölüme doğru ilerliyor ruhum
Dalgalarımı geri verin bana,
Denizi özlüyorum!
BEN SANA MECBURUM
27/3/2009 · Kategori: Ask
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir aksam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yasamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yasamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir parça çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yasamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
GÜLLER AĞLAR İÇİMDE
25/3/2009 · Kategori: Siir
Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...
Ümit Yaşar Oğuzcan
EFENDİM,PEYGAMBERİM..
16/3/2009 · Kategori: Din
Efendim
Alemler yaratıldı hürmetine Efendim
Melek insan hayrandır sünnetine Efendim
Sen habib-i hüdasın, mislin ve benzerin yok
Ne kadar şefkatlisin ümmetine Efendim
Adalet ve hürriyet seninle kemal buldu
Bir kıl geçmedi zimmetine Efendim
Nice gözler vardır ki daha dünyada erdi
Gülcemalini görmek nimetine Efendim
Padişahlar kölendir, benim aklım ermiyor
Senden uzak insanın cinnetine Efendim
Alemde Bilal olmak herkesin kârı değil
Aklı olanlar koşar minnetine Efendim
Yüzün gülzar-ı cennet, nazarın kalbe şifa
Sensin tabib beşerin illetine Efendim
Yüce Allah katında şanın o kadar büyü
Gönderildin İbrahim milletine Efendim
Kimki seni tanımaz, sana bende olmazsa
Bir nihayet yok onun zilletine Efendim
Alemlere rahmetsin, müjdelerle geldin sen Güvercin kanat gerdi hicretine Efendim
Vasfından aciz diller hiç bir söz kâfi değil
Şanına şerefine izzetine Efendim
Hep gıpta etmekteyim seni gören gözler
doydu vuslatın lezzetine
Efendim
Sendeki sabrı hiç kimseler bilmedi
Gülüp geçtin kavminin hiddetine Efendim
Dayanamaz hasretin şiddetine Efendim
Taif'te ve Uhud'da bir lahza sarsılmadın
Hep güvendin Allah'ın kudretine Efendim
Gönlün göklerden , ay nuruna pervane
Cebrail vezir senin devletine Efendim
Aşkına yanan kula artık mahzun olmak yok
Gark eder hazreti Hakk rahmetine Efendim
Seni bilmeyen kişi şu büyülü dünyanın
Niye katlanır bilmem zahmetine Efendim
Nebiler sana müştak yarın bu güzel ümmet
Kuşlar gibi koşacak Ahmed'ine Efendim
HASRETİM SANA
13/3/2009 · Kategori: Ask
Hasretinle düştüm dertlere kaldım çaresiz
Ölüyorum bitiyorum burada sensiz.
Biliyorum sen mutlusun orda bensiz
Ama ben ağlıyorum GÜLÜM sessiz sessiz.
Resmine her baktığımda gözlerim dolar.
Dar gelir bana derdinle dolu odalar
Bir gül diktim kalbime GÜLÜM
Gelmezsen sevmezsen oda solar
Hasretin nede acıymış meğer.
Olsun senden gelen hasret dünyaya değer.
Ama fazla dayanamam yıkılırım.
Başkasının olur gelmezsen eğer.
Yokluğuna dayanamazsa bu SERSERİ
Gelip gör o zaman kendi yarattığın eseri.
Veremedin bana hak ettiğim değeri
Sus bahane etme n'olur kötü kaderi
İşte böyle GÜZELİM
Sensin benim derdim kederim.
Yeter ki bir kere de bana SERSERİM
Bu ömrü sana feda ederim.
« Önceki ::